Christchurch teröristi neden yeniden mahkemede?
Ramazan'ın başlangıcına saatler kala Aotearoa Yeni Zelanda, yedi yıl önce ülkeyi sarsan terör saldırısının failinin yeniden yargı önüne çıkmasıyla birlikte İslamofobinin acı hatırasıyla yüzleşiyor. 15 Mart 2019 günü, Güney Adası'ndaki Christchurch kentinde bulunan Al Noor Camii ve Linwood İslam Merkezi'ne, yarı otomatik tüfekler, pompalı tüfekler ve yangın çıkarıcı maddelerden oluşan bir cephanelikle saldırı düzenleyen Avustralyalı terörist Brenton Tarrant, Cuma namazı için toplanmış 3 ila 77 yaş aralığındaki 51 Müslümanı katletmiş ve 40 kişiyi yaralamıştı. Ağustos 2020'den bu yana şartlı tahliyesi mümkün olmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çeken ve kendisini beyaz üstüncü (ırkçı) olarak tanımlayan Tarrant, Mart 2020'de kabul ettiği suçlamalardan vazgeçme ve yeniden yargılanma talebinde bulundu.
Katliamdan yedi yıl sonra, Wellington'daki Temyiz Mahkemesi 9-12 Şubat 2026 tarihleri arasında olağanüstü bir duruşmayla, saldırıyı canlı yayınlayan teröristin suçlu olduğu yönündeki beyanlarını geri çekme başvurusunu değerlendirmek üzere toplandı. Mahkumiyet veya cezaya itiraz için öngörülen yasal süre 20 iş günüyken, "süresi geçmiş" temyiz başvurusu Kasım 2022'de geldi. Terörist Tarrant, gecikmenin nedenini başvuru için gereken bilgilere erişim sağlayamamasına bağladı.
Duruşma boyunca mahkemede üst düzey güvenlik önlemleri alındı. Salona yalnızca sınırlı sayıda medya mensubu, avukat ve yetkili kişi alınırken, halk için ayrılan bitişik bir odada sınırlı izleme imkanı sunuldu. Mağdurlar ve kurbanların aileleri ise Christchurch'teki gecikmeli yayınla duruşmaları takip edebildi. Terörist Tarrant'ın avukatlarının kimliklerinin kalıcı olarak gizli tutulmasına karar verildi.
Duruşmanın ilk gününde, tutulduğu Auckland Cezaevi'nden görüntülü bağlantıyla mahkemeye bağlanan terörist Tarrant, üç saat süren ifadesinde traşlı kafası, ütülü beyaz gömleği ve siyah çerçeveli gözlükleriyle görüntülendi. Ancak sıkı kontroller nedeniyle duruşmanın yalnızca birkaç dakikasının kamuya açık olarak yayınlanmasına izin verildi.

Mahkemenin temel tartışma konusu, terörist Tarrant'ın Mart 2020'de cinayet, cinayete teşebbüs ve terörizm suçlamalarını kabul ettiği andaki akıl sağlığı durumu oldu. Terörist, saldırı sonrası tutulduğu cezaevi koşullarının akıl sağlığını bozduğunu öne sürerek, 51 cinayet, 40 cinayete teşebbüs ve 1 terörizm olmak üzere toplamda 92 suçlamayı kabul ederken "rasyonel karar veremediğini" ve "suçunu kabule zorlandığını" iddia etti. Kendisini, "parçası olduğu siyasi hareket" nedeniyle akıl sağlığı sorunlarını gizlemek zorunda kaldığını da sözlerine ekledi.
Savcılık ve Avukatların Argümanları
Kamu Başsavcısı (Crown Solicitor) Barnaby Hawes, mahkemeye sunulan dönemin psikiyatrik değerlendirmelerine dikkat çekti. Hawes, adli psikiyatrist Dr. Jeremy Skipworth'un Ağustos 2020'deki ceza duruşması öncesinde terörist Tarrant'ın suçunu kabule ehil olduğunu, sanrı, algısal anormallik veya herhangi bir psikotik bozukluk bulgusuna rastlanmadığını rapor ettiğini aktardı. Hawes ayrıca, terörist Tarrant'ın, katliamı ABD Başkanı Donald Trump'ın üzerine yıkmak gibi bir şaka yaptığını hatırlatarak, bu durumun akıl sağlığının yerinde olduğuna işaret ettiğini belirtti.
Kamu Başsavcısı (Crown Solicitor) Andrea Ewing ise terörist Tarrant'ın Mart 2019'dan bu yana cezaevi koşullarıyla ilgili yaptığı 686 şikayetten yalnızca dördünün avukata erişimle ilgili olduğunu vurguladı. Bu veri, teröristin "insanlık dışı" koşullar iddiasını zayıflatan bir unsur olarak mahkemede dile getirildi. Kamu Başsavcısı (Crown Solicitor) Madeleine Laracy, terörist Tarrant'ın mahkumiyetinin kesin olduğunun altını çizerek, "Suçunu kabul etse de yargılansa da sonuç değişmeyecekti. Müebbet hapis cezası alacağını biliyordu. Bu nedenle temyiz başvurusu hukuki dayanaktan yoksundur." değerlendirmesinde bulundu. Savcılık heyeti, mahkemeden teröristin temyiz izni başvurusunu reddetmesini talep etti.
Buna karşılık, kimlikleri gizli tutulan ve Avukat A, B, C ve D olarak anılan terörist Tarrant'ın avukatları, müvekkillerinin Auckland Cezaevi'nde "yüksek riskli mahkum" statüsünde maruz kaldığı duyusal yoksunluk, tecrit, sürekli gözetim ve sınırlı insan teması gibi koşulların "kimliğinin tamamen yok olmasına" ve "sinirsel tükenmişliğe" yol açtığını iddia etti. Avukatlardan biri, Nelson Mandela'nın "Bir ulus ancak cezaevlerine girildiğinde gerçekten tanınır" sözüne atıfta bulunarak, "en iğrenç suçlu" olarak nitelendirilen müvekkillerinin dahi asgari insani koşullara hakkı olduğunu savundu. Aralık 2024 tarihli bir ombudsman raporunun, "yüksek riskli" mahkumların tutulduğu hücre hapsi koşullarını "derinden endişe verici" bulması da avukatların argümanlarını güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu koşullara yönelik yasal itirazların ileride terörist Tarrant'ı yeniden mahkemeye taşıyabileceği görüşünde.
Teröristi daha önceki yıllarda temsil eden avukatları Jonathan Hudson ve Shane Tait ise (Mart 2019-Temmuz 2020) müvekkillerinin sırf akıl sağlığı nedeniyle "başka seçeneği olmadığı" için suçunu kabul ettiği fikrini reddetti. Her iki avukat da terörist Tarrant'ın "Yeni Zelanda'yı göçmen nüfusuna karşı koruduğu" yönündeki savunmasının kabul edilemeyeceğini kendisine bildirdiklerini ifade etti. Haziran-Kasım 2021 arasında terörist Tarrant'ı temsil eden Tony Ellis de müvekkilinin kendisiyle temyiz olasılığını gündeme getirdiğini doğruladı.
Mağdur Aileler ve Hukuki Sürecin Geleceği
Australian Broadcasting Corporation'ın haberine göre, bu duruşmanın sonucu ne olursa olsun, Aoteaora Yeni Zelanda'nın en kötü şöhretli mahkumunun yeniden mahkemeye çıkması muhtemel görünüyor. Mahkeme, beyanları geri çekme başvurusunu reddederse, terörist Tarrant'ın mahkumiyet kararını temyiz etme izni istediği ikinci bir başvuru bu yıl içinde değerlendirilecek. Bunun da başarısız olması halinde dosya Yüksek Mahkeme'ye taşınabilir. Waikato Üniversitesi Hukuk Profesörü Alexander Gillespie, "BM düzeyindeki insan hakları organları gibi başvurabileceği başka yollar da var." dedi. Profesör Gillespie, "Aşırılık yanlısı suçlardan hüküm giymiş kişilerin hem kötü şöhret kazanmak hem de konuyu canlı ve isimlerini gündemde tutarak başkalarına verdikleri acıyı sürdürmek için medyada görünürlük elde etmeye çalışmaları yaygın bir yöntemdir." değerlendirmesinde bulundu.

Tüm bu gelişmeler, kayıpların yakınları ve travmayla yaşayan hayatta kalanlar için zor günler anlamına geliyor. RNZ'nin haberine göre, saldırıda kardeşi Hüseyin el-Umari'yi kaybeden Aya el-Umari, sürecin zorluğuna dikkat çekerek, "Aklımı korumak için onun sözlerine anlam yüklememeye çalışıyorum ama bu süreç kapamaya çalıştığımız yaraları yeniden deşiyor." dedi. Oğlu Tareq Omar'ı kaybeden Rashid Omar ise tepkisini şöyle dile getirdi: "Bu gerçekten can sıkıcı çünkü hepimizle oyun oynamaya çalışıyor. Bu sadece zamanımızın ve vergi mükelleflerinin parasının boşa harcanması." Bir başka mağdur yakını Sara Qasem de, "Açıkçası onun için bunun sadece bir oyun olduğunu düşünüyorum. Yıllar içinde karakterinde hiçbir değişiklik görmüyorum." ifadelerini kullandı.
Breivik Benzetmesi ve Karar Beklentisi
Profesör Gillespie, Tarrant'ın hukuki stratejisinin, 2011'de Norveç'te, aralarında 17 yaşındaki Gaziantepli Gizem Doğan’ın da bulunduğu 77 kişiyi öldüren Neo-Nazi Anders Behring Breivik'in yargılanma sürecinden ilham almış olabileceğini düşünüyor. Breivik de cezasına ve cezaevi koşullarına karşı bir dizi hukuki mücadele başlatmış, her duruşmasında Nazi selamı vermişti.
Yargıç Christine French, Susan Thomas ve David Collins'ten oluşan heyet kararını saklı tuttu ve önümüzdeki birkaç ay içinde açıklaması bekleniyor. Mahkemenin temel meselesi, terörist Tarrant'ın suçlamaları kabul ettiği sırada, iddia ettiği gibi "işkence benzeri ve insanlık dışı" hapsedilme koşullarının bir sonucu olarak rasyonel karar veremez durumda olup olmadığı. Heyetin başvuruyu kabul etmesi halinde dava, yeniden yargılama için Yüksek Mahkeme'ye gönderilecek. Reddedilmesi durumunda ise beyaz üstüncü ve Müslüman karşıtı teröristin cezasına yönelik gecikmiş temyiz başvurusunun ele alınacağı yeni bir duruşma yapılacak.
Unutmayalım, unutturmayalım!
2017'de Aotearoa Yeni Zelanda'ya yerleşen terörist Tarrant, saldırıyı aylarca planlamış, camilerde keşif yapmış, ırkçı görüşlerini içeren bir manifesto dağıtmış ve katliamın bir kısmını Facebook'tan canlı yayınlamıştı. Saldırının ertesi sabahı ilk kez mahkemeye çıkarıldığında kelepçeli olmasına rağmen "beyaz güç" işareti yaparken görüntülenmişti.
Kaynakça
- Christchurch terrorist made almost 700 complaints about life in prison, RNZ, 13 Şubat 2026
- The Christchurch terrorist changed New Zealand, now he is testing its legal system, Australian Broadcast Corporation, 12 Şubat 2026
- Christchurch terrorist gives testimony in NZ appeal court as he attempts to vacate guilty pleas over 2019 attack, Australian Broadcast Corporation, 9 Şubat 2026
- Court to consider Christchurch terrorist's appeal application, RNZ, 9 Şubar 2026
- Christchurch gunman seeks to appeal convictions and withdraw guilty plea, The Guardian, 9 Şubat