Öteki Yarımküre

Öteki Yarımküre
Photo by Sulthan Auliya / Unsplash

Mavilik, eski bir haritanın sararmış ipeği,
Uyanır Rangitoto’nun uyanışına,
Tepesinde hâlâ dumanı tüten bir hilâl,
Yakalar sabahı ve sürer pohutukawa kızılına.
Gelgitin nakışlı ezberinde sallanır tekneler,
birbiri ardına,
demir atmış düşlere.

Ansızın yırtılan havada,
Çözülür Tasman’ın asi tuzu, Boğaz’ın ılık nefesine,
Dağılır martı çığlığı — "balık ekmek!"
Çağırır uzak kıyıları yalın bir ışığa,
O sapasağlam kalenin eteklerine.
Dalgaların üstünde sallanır kayıklar,
birbiri ardına,
düşlerden özgürlüğe.

Yuva?
Ne haritadaki bir iğne,
Ne ince belli bardaktaki çayın buğusu.
Yuva; tepenin suyla kucaklaştığı o an,
Işığın önce seni vuran açısı,
Göğün kemiklerine fısıldadığı
dilden de eski bir sır.