Akıllı Güç Ekseninde Türk Savunma Sanayiinin Küresel Yükselişi
Son çeyrek yüzyılda Türkiye'nin dış politikası, klasik realist ittifak yapılarına bağımlılıktan, "kazan-kazan" anlayışına dayalı köklü bir "stratejik otonomi" arayışına doğru evrilmiştir. Neoliberal kuramcı Joseph S. Nye'ın tanımladığı çerçevede "akıllı güç" stratejisi, bu dönüşümün kavramsal eksenini oluşturur. Sert güç (askeri-ekonomik kapasite) ile yumuşak güç (kültürel-diplomatik çekim) unsurlarını sinerjik bir biçimde birleştiren bu yaklaşım, Türkiye'de en somut ifadesini savunma sanayiinde gerçekleştirilen bağımsızlık hamlesinde bulmuştur. Artık salt bir askeri zorunluluk olmanın ötesine geçen savunma sanayii, Türkiye'nin jeopolitik manevra alanını genişleten ve diplomasisine etkin araçlar sağlayan stratejik bir kaldıraç işlevi yüklenmiştir. Bu dönüşümün en net nicel göstergesi, savunma ve havacılık ihracatının 2025 yılında tarihi bir rekor kırarak 10 milyar doları aşmasıdır. Bu başarı, sektörün toplam ihracat içindeki payını yaklaşık iki katına çıkararak %3.7'ye taşımış ve ulusal ekonomi içindeki stratejik ağırlığını açık bir şekilde ortaya koymuştur.
Çok Kutuplu Ağ İnşası
Bu nicel sıçramanın temel dinamiği, Türk savunma ürünlerinin gelişmiş Batılı pazarlarda stratejik bir değer olarak konumlanmasıdır. 2025 yılı ihracatının yaklaşık %56'lık baskın payını oluşturan AB ve NATO ülkelerine yönelik satışlar, Türk savunma sanayiinin bu pazarlarda güvenilir bir teknoloji ortağı olarak kabul gördüğünün göstergesidir. Bu durumu somutlayan iki stratejik dönüm noktası, sektörün niteliksel sıçrayışını belgeler niteliktedir. İlki, Türkiye'nin jet motorlu insanlı bir savaş uçağını Avrupa'ya ilk kez ihraç ettiği, TUSAŞ'ın İspanya ile 2.6 milyar avroluk HÜRJET eğitim uçağı anlaşmasıdır. Böylece Aralık 2025, Avrupa savunma ekosistemine entegrasyonun simgesi 0larak tarihe kazındı. İkincisi ise, dünyada kendi savaş gemisini tasarlayıp üretebilen on ülkeden biri olarak Türkiye'nin, geleneksel bir denizci güç olan Portekiz'le Aralık 2024'te imzaladığı STM'nin AOR+ askerî gemi satış sözleşmesi ve Aralık 2025'te ASFAT'ın TCG Akhisar savaş gemisini Romanya deniz kuvvetlerinin envanterine kazandırmasıdır. Tarihe, NATO ve AB üyesi ülkelere ilk kez askerî gemi ve savaş gemisi ihracatı olarak geçen bu başarılar, Türk denizcilik mühendisliğinin ve karmaşık proje yönetiminin uluslararası standartlardaki yetkinliğini teyit eden bir referans olmuştur. Tüm bu gelişmeler, Türk dış politikasının "stratejik derinlik" vizyonunun bir tezahürü olarak, Batı ittifakları içinde oyun kurucu bir aktör olma iradesini yansıtmaktadır.
Batı pazarlarında tesis edilen bu teknolojik güven ve itibar, Türkiye'nin küresel etki alanını stratejik bir biçimde genişletmesine olanak tanıyan önemli bir kaldıraç işlevi görmektedir. Nitekim, Türk savunma sanayiinin küresel yayılımı ve onu besleyen akıllı güç projeksiyonu, Batı pazarlarıyla sınırlı değildir. İhracatın önem arz eden bir bölümü, Asya-Pasifik, Körfez ve Afrika gibi yükselen bölgelere yönelerek, Türkiye'nin çok kutuplu bir diplomasi ağı inşa etme hedefini somutlaştırır. Bu stratejik yönelimin Asya-Pasifik'teki iki dikkat çekici tezahürü, Endonezya ve Malezya ile kurulan derin iş birlikleridir. Haziran 2025'te Endonezya ve TUSAŞ arasında imzalanan anlaşma, henüz geliştirme ve üretim aşamasındaki beşinci nesil KAAN savaş uçağının ihracatını, teknoloji transferini ve ortak üretimini öngörmektedir. Benzer şekilde, savunma sanayii iş birliği bakımından Güneydoğu Asya'daki önemli bir ortak olarak görülen Malezya ile ilişkiler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Şubat 2025'teki ziyaretinde çok sayıda anlaşma imzalanmasıyla ivme kazanmıştır. Ocak 2026'da ise Malezya Başbakanı Anwar Ibrahim Türkiye ziyaretinde, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ile yetkinlik geliştirme, teknoloji transferi ve insan kaynağı eğitimi gibi alanlarda stratejik iş birlikleri özelinde görüşmüştür. Bu çift yönlü örnek, Türk savunma sanayiinin nihai ürün tedarikçisi konumundan, teknoloji mühendisliği ve üretim süreçlerinde uzun vadeli ve kapsamlı bir stratejik ortak konumuna evrildiğinin açık kanıtıdır.
Türk savunma diplomasisindeki bu çok yönlülük, Azerbaycan, Pakistan ve Körfez ülkeleri gibi köklü ve stratejik ilişkilere sahip ülkelerle de derinleşmektedir. Türkiye'nin Pakistan ile savunma sanayii iş birliği, uzun bir geçmişe ve ortaklığın kurumsallaştırılması hedefine dayanmaktadır. Şubat 2025'te iki ülke arasında imzalanan çok sayıda anlaşma, "Askerî ve Sivil Personel Mübadelesi"nden "Hava Kuvvetleri Elektronik Harp İşbirliği"ne, TUSAŞ ile teknik iş birliklerinden Savunma Sanayii Başkanlığı düzeyindeki mutabakatlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu ikili iş birliği, Temmuz 2024'te Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi sırasında Astana'da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in bir araya gelmesiyle, Azerbaycan'ın da dahil olduğu bir stratejik üçlü formata evrilmiştir. Türkiye ve Pakistan'ın beşinci nesil KAAN savaş uçağının üretimi için ortak bir fabrika kurma planlarına Azerbaycan'ın finansal destek sağlaması ve Azerbaycan Hava Kuvvetleri için satın alınan Pakistan yapımı JF-17 savaş uçaklarına Türkiye'nin gelişmiş mühimmat sistemlerinin entegre edilmesi, bu üçlü iş birliğinin somut çıktılarıdır. Öncesinde ikili yürüyen ilişkilerin bu formata dönüşümünün başlıca avantajı, her bir ülkenin benzersiz kabiliyetlerini birleştirerek, katılımcıların bölgesel etkisini ve stratejik otonomi alanlarını birlikte genişletmelerine imkan tanımasıdır.
Türk savunma diplomasisinin çok yönlülüğünün bir diğer kritik eksenini, Körfez bölgesiyle derinleşen stratejik iş birlikleri oluşturmaktadır. Bu yakınlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Temmuz 2023'te gerçekleştirdiği Körfez turuyla hız kazanmıştır. Ziyaretler kapsamında, Suudi Arabistan ile imzalanan "Kabiliyetler, Savunma Sanayii, Araştırma ve Geliştirme Alanlarında İşbirliğine İlişkin Uygulama Planı", iş birliğinin kurumsal çerçevesini tanımlamış; Baykar ile Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı arasında imzalanan "Bayraktar AKINCI TİHA İhracatı ve İşbirliği Sözleşmesi" ise, taarruzi insansız hava araçlarının Suudi envanterine gireceğini ve teknoloji transferi ile ortak üretim için zemin hazırladığını ortaya koymuştur. Riyad'ın beşinci nesil KAAN savaş uçağı, Altay tankı ve hava savunma sistemlerine yönelik süregelen ilgisi basına yansımaktadır. Bu ikili zemin, Eylül 2025'te Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması'na (SMDA) dayalı üçlü bir iş birliği formatına evrilme potansiyeli taşımaktadır. Bu hamlenin temelinde, geleneksel Batılı güvenlik garantilerine duyulan şüphe ve özellikle İsrail'in 2025'te artan askeri ataklarına karşı alternatif bir caydırıcılık, özellikle de Pakistan'ın nükleer kapasitesinin sağladığı stratejik sigorta arayışı yatmaktadır. Türkiye'nin bu platforma katılım motivasyonu, olgunlaşmış bir savunma sanayii ortağı olan Pakistan'ın askeri insan gücü ve çatışma deneyimi ile Suudi Arabistan'ın finansal kaynaklarını, kendi NATO üyeliği, Avrupa pazarına erişim ve ileri teknoloji üretim kabiliyetiyle birleştirerek bölgesel bir güvenlik merkezi tesis etme hedefiyle bağlantılıdır. Ankara'nın nihai hedefi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın işaret ettiği üzere, katı bir askeri ittifak değil; bu tamamlayıcı kaynakları birleştiren ve diplomatik manevra alanını koruyan esnek bir iş birliği 'platform'u oluşturmaktır.
Bu çok yönlülüğün en ileri örneklerinden bir diğeri, Türkiye’nin Katar ile olan savunma sanayii ortaklığıdır. Son yıllarda bu ilişki, basit bir alıcı-tedarikçi dinamiğinden, ortak Ar-Ge, üretim ve geniş bir ekosistem entegrasyonuna dayanan stratejik bir ittifaka evrilmiştir. Ocak 2026’da Doha’da düzenlenen Uluslararası Deniz Savunma Fuarı ve Konferansı bu dönüşümün somutlaştığı bir platform oldu. Burada, Türkiye'nin öncü savunma şirketleri ASFAT, ASELSAN, MKE, STM ve TAİS ile Katar Savunma Bakanlığı’na bağlı Barzan Holding arasında imzalanan beş ayrı protokol, iş birliğini yeni bir boyuta taşımıştır. Söz konusu anlaşmalar, mühimmat üretimi ve satışın yanı sıra, ortak mühendislik, sistem geliştirme ve sürdürülebilir endüstriyel ortaklıkları hedeflemektedir. Örneğin, MKE’nin TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi'nin ilk ihracatı Katar’a yapılırken, STM ise Barzan Holding ile taktik insansız hava araçlarının (İHA) ve insansız deniz sistemlerinin Katar’da yerel üretimi ve geliştirilmesi için mutabakat imzaladı. Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgede uzun vadeli sanayi ve teknoloji ortağı olarak konumlanma stratejisini teyit etmektedir.
Türkiye’nin Körfez’deki savunma diplomasisi kapsamında Umman ile olan ilişkiler, 2025 yılında gerçekleştirilen iki üst düzey ziyaretle kurumsal bir stratejik ortaklığa dönüşmüştür. Ekim 2025'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekleştirdiği Körfez turu kapsamında imzalanan "Savunma Sanayii İş Birliği Mutabakat Zaptı" ve "Askerî İş Birliği Mutabakat Muhtırası", ilişkileri kurumsal bir çerçeveye oturtmuş ve Türkiye'nin Hint Okyanusu'ndaki stratejik deniz varlığını destekleyecek bir potansiyel yaratmıştır. Bu çerçeveyi somut projelere dönüştüren adım ise, Şubat 2025’te Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün liderliğinde Maskat’a gerçekleştirilen teknik ziyaret oldu. Bu ziyarette, ASELSAN’ın Umman ofisi açılmış; ASELSAN ve HAVELSAN firmaları savunma sistemlerinin satışına yönelik önemli sözleşmelere imza atmıştır. Başkan Görgün'ün vurguladığı üzere, bu ikili anlaşmalar bölgesel ve küresel güvenlik dengelerini de olumlu yönde etkileyecek bir ortaklığın temelini atmaktadır. Umman’ın denge odaklı dış politikası ve savunma modernizasyon ihtiyacı, Türkiye için kendine özgü bir stratejik iş birliği kanalı oluşturmaktadır.
Türk dış politikasının savunma alanındaki ayırt edici özelliklerinden bir diğeri, bütünleşik güvenlik mimarisi sunma kapasitesidir. Bu model, Asya örneklerindeki ileri teknoloji transferinden ve Körfez'deki sürdürülebilir sanayi entegrasyonundan farklı olarak, savunma iş birliğini kapsamlı eğitim, altyapı inşası ve kurumsal kapasite geliştirme gibi unsurlarla tamamlayan, bölgesel ihtiyaçlara özgü tasarlanmış paket çözümler sunar. Somali, bu modelin prototipik ve en kapsamlı örneğidir. Bayraktar TB2 SİHA'ları tedarik eden Türkiye, aynı zamanda Mogadişu'da kurduğu TURKSOM eğitim üssü aracılığıyla Somali millî ordusunun eğitimi, ekipmanlanması ve yeniden yapılandırılmasında doğrudan ve dönüştürücü bir rol üstlenmiştir. 2024'te imzalanan 10 yıllık kapsamlı savunma ve ekonomik iş birliği anlaşması, bu ilişkiyi kalıcı bir stratejik ortaklık mimarisine dönüştürmüş ve Türkiye'nin bir güvenlik aktörü olarak sahadaki sürekliliğini pekiştirmiştir. Nihayetinde, Türkiye'nin savunma diplomasisinde izlediği çok boyutlu ve esnek strateji, uluslararası sistemde tek bir merkeze bağımlılıktan kaçınan, bağımsız ve çok yönlü ilişki ağları kurma ilkesinin diplomatik sahada somutlaşmış halidir.
Sert Gücün Yumuşak Kaldıracı
Türkiye'nin çok yönlü küresel yayılımının merkezinde, insansız hava araçları (İHA) alanında tesis edilen tartışmasız liderlik ve bu liderliği besleyen "sahada ispatlanmışlık" gerçeği yer alır. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın da altını çizdiği gibi, küresel askerî İHA pazarının üçte ikisini Türk markaları domine etmekte, Türkiye bir "İHA süper gücü" olarak kabul görmektedir. Bu konumlanış, Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi platformların Libya, Suriye, Karabağ ve Ukrayna'daki yoğun muharebe ortamlarında kazandığı ve kanıtladığı operasyonel başarıdan kaynaklanır. Bu operasyonel kredi ve teknolojik güven, Türk savunma sanayiinin diğer kategorilerde (uçak, gemi, hava savunma) pazara girişini mümkün kılan en önemli stratejik kaldıraçtır.
Bu kanıtlanmış performans, Türkiye'nin geleneksel ittifaklar içindeki rolünü de stratejik düzeyde yeniden tanımlamaktadır. Ukrayna'da sergilenen kabiliyet, Türk SİHA'larının Batılı müttefikler nezdindeki acil operasyonel değerini açıkça ortaya koymuştur. Bu süreç, Türkiye'yi NATO içinde coğrafi bir "köprü ülke" rolünden, ittifakın savunma teknolojisi arzında vazgeçilmez bir tedarikçi ve modern asimetrik harp doktrinlerine doğrudan katkı sağlayan bir ortak konumuna yükseltmiştir. Ayrıca, bu sistemlerin sınır güvenliğinden afet yönetimine uzanan sivil uygulama yelpazesi, sert güç başarısını tamamlayan güçlü bir yumuşak güç projeksiyonu oluşturmaktadır. Nihayetinde, sahadaki somut başarı, Türk savunma diplomasisinin en ikna edici müzakere vasıtası haline gelmiştir.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın tetiklediği küresel güvenlik paradigması değişimi, Türkiye'nin bu benzersiz konumunu Avrupa savunma mimarisinde daha da değerli kılmaktadır. AB'nin Ukrayna krizi sonrası hızlanan ve "Readiness 2030" yol haritasıyla somutlaşan stratejik otonomi arayışı, derin bir kabiliyet ve tedarik açığı ile karşı karşıyadır. Avrupa'nın acil kapasite artırma ihtiyacı, Türk savunma sanayiinin kanıtlanmış hızlı üretim kabiliyeti, maliyet etkinliği ve İHA'lar ile hava savunması gibi kritik alanlardaki sıra dışı yetkinliği ile kesişmektedir. İşte bu kesişim, Türkiye'yi AB için benzersiz bir iş birliği ortağı konumuna yükseltmekte ve derin sanayi entegrasyonuna yönelik yeni fırsatların önünü açmaktadır.
Labirentte İlerlemek
Bu artan stratejik iş birliği potansiyeli, öncelikle piyasa aktörleri düzeyinde somut şekil almaya başlamıştır. Bu yakınlaşmanın en dikkat çekici tezahürü, Baykar'ın İtalyan savunma devi Leonardo ile Mart 2025'te kurduğu %50-50 ortaklıktır. İtalya'da ortak bir şirket kurulmasını ve üretimi öngören bu girişim, Baykar'ın sahadaki kanıtlanmış SİHA platformları ile Leonardo'nun Avrupa pazarındaki sertifikasyon, görev sistemleri ve faydalı yük uzmanlığını stratejik bir sinerjiyle birleştirmeyi hedeflemektedir. Ortaklığın nihai hedefi, önümüzdeki on yılda 100 milyar doları aşması beklenen Avrupa insansız sistem pazarından pay almaktır. Tamamlayıcı bir hamle olarak, Baykar'ın Aralık 2024'te köklü İtalyan havacılık şirketi Piaggio Aerospace'i satın alması, Avrupa'daki üretim ve bakım-onarım ayak izini kalıcı olarak genişletmekte ve Türk savunma sanayiinin "yerlileştirilmiş küresel tedarikçi" modeline işaret etmektedir.
Ancak, bu olumlu teknik ve ekonomik dinamiğin önünde, Avrupa'nın "Made in Europe" korumacılığı ile Türkiye-AB arasındaki kronik siyasi-tarihsel gerilimlerden beslenen yapısal engeller bulunmaktadır. AB'nin SAFE (Security Action for Europe) gibi savunma finansman programları, üretimin büyük bölümünün (en az %65) AB/EFA ülkelerinde yapılmasını şart koşmakta, bu da Türkiye gibi üçüncü ülkelerin tam entegrasyonunu zorlaştırmaktadır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Ocak 2026'da vurguladığı üzere, Türkiye'nin AB güvenlik mekanizmalarının dışında tutulması, az sayıda üye devletin dar ulusal gündemlerinin kolektif Avrupa çıkarının önüne geçmesinin bir sonucudur. Özellikle 2026 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenecek olması, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklar bağlamında dışlayıcı politikaların daha da keskinleşebileceğine dair endişeleri artırmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye'nin teknik kabiliyetlerinin yarattığı stratejik cazibe ile siyasi-stratejik güven bunalımı arasında belirgin bir ikilem sürmektedir. Bu durum, Türkiye'nin akıllı güç stratejisinde, yumuşak güç ve diplomasi kanadının sürdürülebilir önemini bir kez daha teyit etmektedir.
Sonuç olarak, Türk savunma sanayiinin 10 milyar dolar ihracat eşiğini aşarak dünyanın en büyük on birinci ihracatçısı konumuna yükselişi, "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun stratejik otonomi hedefinin önemli bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu süreçte sektör, akıllı güç stratejisinin merkezinde yer alarak, salt askerî bir zorunluluktan öte jeopolitik bir kaldıraç ve diplomatik bir araç işlevi kazanmıştır. Bu dönüşüm, Batı'da edinilen teknolojik güvenin bir temel oluşturduğu; Asya'da ileri teknoloji transferi ve ortak üretimle derinleşen; Körfez'de ve Afrika'da ise sürdürülebilir sanayi entegrasyonu ve bütünleşik güvenlik modelleriyle şekillenen, çok yönlü ve esnek bir iş birliği yaklaşımını ortaya koymaktadır. 2026'nın ilk haftalarındaki dinamikler, 2025'teki nicel başarının, yerel ve bölgesel ihtiyaçlara göre uyarlanan bu kazan-kazan modelleri üzerinden niteliksel bir stratejik derinliğe evrilme potansiyeline işaret etmektedir. Bu bağlamda, Doğu ile Batı ve Kuzey ile Güney'in ve çok kutuplu diplomasi ağlarının kesişim noktalarında konumlanan Türkiye'nin, bu ağları birbirine bağlayıcı ve genişletici bir rol üstlenme imkânı bulunmaktadır. Ancak, bu ilerleyişin ivmesi ve kalıcılığı, Avrupa'nın korumacı politikaları ve derinleşen jeopolitik rekabet ortamı gibi yapısal gerçekliklerle sınanacaktır. Dolayısıyla, Türkiye'nin nihai küresel etkisi ve konumu, yalnızca teknik kabiliyetlerle değil, bu karmaşık labirentte yumuşak güç unsurlarını ve diplomatik dengeyi ne ölçüde etkin kullanabildiğiyle belirlenecektir.
... Türkiye’nin her daim söyleyecek özgün bir sözü, masaya koyacak kendi doktrini vardır ve var olacaktır.
Hakan Fidan, 2025
Kaynakça
Anadolu Ajansı, Avrupa Güvenliğinde "SAFE" Dönemi: Türkiye'nin Katılması Neden Önemli?, 31.10.2025
Anadolu Ajansı, Bakan Kacır: Son 23 Yılda 965 Savunma Sanayisi Yatırımını Teşvik Ettik, 14.01.2026
Anadolu Ajansı, Baykar ve Leonardo Anlaşması Türkiye-İtalya 4. Hükümetlerarası Zirvesi'nde Karşılıklı Teslim Edildi, 29.4.2025
Anadolu Ajansı, Baykar Satın Alması Piaggio Aerospace'i Kanatlandıracak, 13.1.2026
Anadolu Ajansı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Körfez Turunda 24 Anlaşma, Ortak Açıklama ve Bildiri İmzalandı, 23.10.2025
Anadolu Ajansı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Körfez Turunda 3 Ülkeyle İşbirliğini Güçlendiren Anlaşmalar İmzalandı, 20.7.2023
Anadolu Ajansı, Dünya Basını, Milli Muharip Uçak KAAN'ın Endonezya'ya İhracını Manşetlere Taşıdı, 12.6.2025
Anadolu Ajansı, Enver İbrahim'in Türkiye Ziyareti: Türkiye-Malezya İlişkilerinde Stratejik İşbirliği, 8.1.2026
Anadolu Ajansı, HÜRJET'ten 2,6 Milyar Avroluk İhracat Başarısı, 29.12.2025
Anadolu Ajansı, Savunma ve Havacılık İhracatta 10 Milyar Dolar Eşiğini Aştı, 3.1.2026
Anadolu Ajansı, Somali, Türkiye ile İmzaladığı Savunma İşbirliği Anlaşmasını Onayladı, 21.2.2024
Anadolu Ajansı, SSB Başkanı Görgün: Türkiye ve Katar Arasındaki Savunma İşbirliği Yeni Anlaşmalarla Güçlendi, 20.1.2026
Anadolu Ajansı, Türk Savunma Sanayisinden Umman Çıkarması, 6.2.2025
Anadolu Ajansı, Türkiye, İlk Kez NATO ve AB Üyesi Bir Ülkeye Savaş Gemisi Satışı Yaptı, 3.12.2025
Anadolu Ajansı, Türkiye'nin Portekiz İçin Üreteceği Askeri Gemilerin İlkinin Yapımına Başlandı, 16.11.2025
Anadolu Ajansı, Wall Street Journal: Türk SİHA'ları Çatışma Bölgelerini ve Jeopolitiği Yeniden Şekillendiriyor, 3.6.2021
Central Asia-Caucasus Analyst, Türkiye-Pakistan-Azerbaijan Trilateral Defence Cooperation, 22.5.2025
Defence Turk, Pakistan Savunma Sanayii Küresel Pazarda Yükselişte, 20.1.2026
European Commission Defence Industry and Space, Introducing the White Paper for European Defence and the ReArm Europe Plan- Readiness 2030, 23.12.2025
İktibas Dergisi, Fidan: Türkiye, AB’nin güvenlik mekanizmalarına alınmalı, 5.1.2026
Savunma Sanayi ST, Haluk Bayraktar Açıkladı: Türk SİHA’ları İtalya’da Üretilecek, 13.1.2026
T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Türkiye ile Pakistan Arasında 24 Anlaşma İmzalandı, 13.2.2025
T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Türkiye ile Umman Arasında 16 Anlaşma İmzalandı, 23.10.2025
T.C. Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın 16. Büyükelçiler Konferansı Açılış Hitabı, 15.12.2025
Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, Doha’da Dev İmzalar: Türk Savunma Devleri ile Katar Arasında 5 Yeni Stratejik Anlaşma, 21.1.2026